gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



Sınırsızın Kapısı - Kapı Dağı

Sınırsızın Kapısı - Kapı Dağı - (8.7.2002)

Kuzenim Özgürün "Turbolar bu sefer tamam, hem de traktör olarak" şeklinde muştuladığı haber, dedemin Uluborlu'daki Kapı Dağı'nı görmemiz için bir traktör ayarladığının sevincini yaşatıyordu. Ve yıllardır gerçekleştirmek istediğim hayalim sonunda gerçekleşiyordu. Ve bu, en eski dostlarım Ozan, Evren (evren), Oktay ve Kuzen Özgür'le birlikte gerçekleşiyordu. Ve aslında bu hikayenin temelleri oldukça eskilere dayanıyordu.

Daha ben oldukça ufak iken, Ninem (Babaannemin annesi) Uluborlu'ya gideceğimi öğrenince "Hammal köprüye selam söyle" demişti. Herhalde o yaşta insan köprülere selam söyleyecek bir bilince ulaşıyor. Hammal köprüye selam söylemek için Ninemin beni görevlendirmesi çok hoşuma gitmişti. Ninemden bol bol selam iletmiştim bu köprüye... </FONT><FONT face="Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif" size=4>Ve benim Uluborlu aşkım bu köprüden aldığım "Aleykümselam" cevabı ile başladı. Ve insan kiraz ve elma diyarı olan bu cennetsi yere bir kere aşık oldu mu hikayesinin önemli bir parçası olan Kapı Dağı'na da sevdalanmadan edemiyor.

"Doğ güneşim, doğ ki anam bana ekmek vere" dedirten bu dağa çıkmak bizim aile geleneğinde önemli bir yere sahip.

Babaannem her köşesiyle, her türlü hikayesi ile: Obruk'tan Hekim Döndüren'e, Hekim Döndüren'den Su Uçan'a kadar her zerresiyle bu dağın çocuğu. Anlattığı hikayeler doğayla insanın bütünleşmesinin güzelliğini yaşatıyor ve babaannemin yüzündeki nurun sırrını açıklıyor. Babaanneme bu dağın her köşesinin efsanesini bana aktardığı için çok teşekkür ederim.

Dedemin bu dağa çıkışı bizimkine benzer bir şekilde gerçekleşiyor. O da arkadaşları ile tasarlıyor bu dağa çıkmayı ve üç beş kişi vazgeçse de o bir arkadaşıyla birlikte çıkıyor dağa. Babam ise Kapı Dağı'na katır sırtında "tık, tık, tık" çıktıığını anlatır.

Uluborlu'nun hikayesinde ve aile geleneğinde bunca önemli bir yere sahip bu dağ nasıl bir dağdır?

Musluktaki dev çınarların altında insanların çay içişini, hasat vaktini, Büyük İskender'in savaş öncesi Appolonia kutsal mabedindeki duasını, Dedemin Anneannemi görüşünü, Babamın komşunun bahçesinden meyve çalışını ve benim dedemlerin evinin çardağında Tolstoy'un Savaş ve Barış'ını okuyuşumu sessizce izlemiştir. Orda öyle sessizce dursa da, hepimizin hayatını güzelleştirmiştir. Bu dağ Babamın yerbilimci bir arkadaşının söylediğine göre genç bir dağdır. Benim kalbime benzeyen Dünyanın kalbi içindeki sıcak duyguyu daha fazla içinde tutamamış ve bu koca dağı oluşturacak patlama gerçekleşmiş. O yüzden bu yüce dağın üstünde yürürken dünyanın kalbinden fışkıran bu sıcak duygu her an hissediliyor. Türlü katmanlar oluşturarak akan bu duygusal sıvı, taşlaşmış olsa da özündeki sonsuz sevgiyi sınırsızca yansıtıyor.

Ve bu dağda ilerlerken ıssız bir gezegeni son model bir traktörle geziyormuşçasına bir his uyanıyor içimde. Traktörle gidilecek yerin sınırına ulaşınca, bu sefer yürüyerek dik bir tırmanışa geçiliyor ve eşsiz bir sessizlik ve güzelliğin deneyimlendiği tepeye çıkılıyor.

Tekrar traktörün olduğu yere indiğimizde ise anneannemin hazırladığı dolmalar, börekler, domatesler, erikler, Behçet Abi'nin getirdiği haşhaşlılar, yanı başımızdaki pınardan akan buz gibi su ve Uluborlu'nun bahçelerinin kus bakışı görüntüsü bizleri bekliyordu...

Herhalde hiç bir dağcı, herhangi bir dağ ile bizim Kapı Dağı ile bütünleştiğimiz kadar asla bütünleşmemiştir.

Behçet Abi'nin traktörü bize tam olarak bu duyguyu yaşatıyordu.

Traktör giderken, tozu dumana katıyor ve biz bütün dağı ufak toz zerreleri halinde içimize dolduruyorduk.

Ve bu eşsiz bir bütünleşmeyi beraberinde getiriyordu.

Hepimizin saçları Türk filmlerindeki gibi aniden beyazlaşıvermişti.

Tavada patlayan mısırlar gibi bir o yana, bir bu yana sıçrarken ara sıra Behçet Abi bir Cüneyt Arkın filmi sahnesi yaşatmak istercesine, uçurumun kenarında giden römorkun arkasındaki bizlere ayağa kalkmamızı söylüyordu.

İlk başlarda nedenini anlamadan yaptığımız bu eylemin, Allah muhafaza römork traktörden ayrılırsa, uçurumun derinliklerine giden römorktan rahat bir şekilde atlamamız için olduğunu sonradan öğreniyorduk.

Biten günübirlik yolculuğumuz sonunda aradığımız hamama kadınlar günü olması nedeniyle giremeyeceğimizi öğrenince, bizler, sınırsızın kapısından geçmiş insanlar olarak birkaç saat içinde Tanrıların mekanı Olympos'un serin sularına kendimizi bırakıyorduk.

Güçlü Yılmaz (5ses)